Can You Feel The Love?

20121222-133515.jpg

 

Please click on the photo to watch the video/ Lutfen video icin fotografa tiklayin!

Just after my Erasmus in Poland, I graduated and come back to Istanbul, where I planned to live and I got an e-mail from the Student Affairs that a big group of students coming from University of California to Istanbul to attend an Ottoman History class in the heart of its very own roots. There were some students needed to be their company through the summer and I volunteered this position to practice English. I couldn’t miss such an opportunity to get to know “real” American people and cultural exchange.

Students were very fun to be with and we explored our habitat with them all over again, also had the chance to look at Istanbul from their eyes.

This program also made two great people met, just like a romantic movie, girl comes from another part of the world and boy, the local one, he falls in love with her. Maybe some people thought they can not make it work from long distance, but I always believe in true love as no distance can break it. From 2009 till 2012 they make it grow, and this summer they got married!

Hope their love could make the world a little bit brighter and inspire all of us!
I thank Jackie and Aykut to let me publish it here.

——

2009 yilinda Polonya’da Erasmus bittikten sonra Istanbul’a dondugumde okulumun ogrenci islerinden bir e-posta aldim. Iceriginde Amerika’daki University of California’dan bir grup ogrencinin Osmanli Tarihi dersi icin osmanlinin kalbine, Istanbul’a gelecekleri ve bu surecte onlara mentor olacak ogrencilere ihtiyaclari oldugu yaziyordu. Filmlerin otesindeki gercek Amerikalilari tanima firsatini kacirmamak icin bu ise gonullu oldum.

Ogrencilerle takilmak cok keyifliydi, onlari tanimak ve aslinda tahmin ettiginden cok daha iyi, coj daha acik goruslu olduklarini gormek.. Ayrica onlarla beraber yasadigimiz sehri yeniden kesfettik, onlarin bakis acisini kendimizinkine ekledik.

Bu program ayni zamanda iki insanin da tanismasina sebep oldu, Jackie ve Aykut. Ayni romantik filmlerdeki gibi, kiz dunyanin obur ucundan gelir ve sehirli cocuk ona asik olur.. Kimisi bu iliskinin yalnizca Istanbulda kaldiklari sure boyunca surecegini, uzaktan yurutulemeyecegini dusunmus olabilir ama ben gercek aski hicbir mesafenin yikmayacagina inandim. 2009dan bu yana surdurdukleri iliskilerini 2012’de dunya tatlisi bir torenle “kiz evinde” tamamladilar 🙂

Umarim asklari dunyayi biraz daha aydinlatmak ve guzellestirmek icin ve bizlere de bunun olabilecegine inanmak icin bir sebep olur.

Jackie ve Aykut’a dugun videolarini yayinlamama izin verdikleri icin cok tesekkur ediyorum!

Hope

Hayatinda seni mutlu eden ve daha cok mutlu edecegine inandiklarini bir araya getirmek istediginde, hepsini toplayip kendi kalende saklayarak, resim albumleri yapip her gun onlara bakarak umutlanirsin..
Bir gun Paris’i, New York’u, dunyanin geri kalanini gorebilme hayalimi; cok sevdigim ama aylardir ihmal ettigim bisikletimi ve kedimi; fit olma istegiyle yanip tutusan vucudumu; yeni kestirdigim kisa saçlarımla filizlenen dostlugumu bir fotograf karesine doldurdum; her gun bakacagim bilgisayar ekranima koydum; her gun yeni bir umutla mutlu olabilecegimi umdum..

20120902-003353.jpg

Break

Uzun, upuzuun bir aradan sonra yine blogum, yine canım blogum diyerekten geldim:)

Şu anda İstanbul’da havaalanındayım ve uçak korkusuyla bir hafta içinde üç farklı havaalanı ziyaret ederek, türümün tek örneği olduğumu düşünüyorum:)

Kısa bir süre önce kendime bir tatil vermek istedim ve bunun için yollara, vize almaya düştüm. Şükür, şanslıyım, vizem geldi, birkaç gün de arkadaşlarımı göreyim dedim. Görsel
İzmir’de Küçükpark’ta Bisquitte diye bir mekan keşfettik, çok ama çok sempatik bir yer. Kesinlikle denenmeli, fiyatları çok uygun. Gerçi birkaç ay sonra tam karşısına arkadaşlarım Co diye bir mekan açıyorlar, orası açılınca başka yere gitmeyin, Co’ya gidin 🙂 

Görsel

İstanbul’a gidip de Taksimi, Boğaz’ı görmeden OLMAAZ 🙂 Her ne kadar çılgın trafikte saatler geçirmiş olsam da, bu şehre her geldiğimde hiç gitmemiş gibi hissediyorum. Çok garip, sanki burası benim evimmiş ve ben sadece uzuun süre için evimden uzaklaşmışım ve geri dönmüşüm gibi. Şimdi havalimanında otururken de bu hissi anlamlandırmaya çalışıyorum, gerçekten İstanbul’da bir süre bile olsa yaşayan kişileri içine çekmesi, kendini bu kadar sevdirmesi dünyada acaba başka kaç şehirde olan bir özellik?

Yakında görüşmek üzere, wish me a safe flight home:)

 

İstanbul hatırası

Böyle eskiden fotoğraflar çektirilirmiş ya, İstanbul hatırası diye, kadın otururmuş, erkek ayakta 🙂 Öyle bir pozum olsun çok isterdim..

Nitekim yine İstanbul’u doya doya gezemeden dönüp geldim yine memlekete.

Ama Çengelköy’de kahvaltı yaptım, Ortaköy’de kahvemi içtim elbette:) O kadar da değil canııım

Görsel

Uçaktan Adalar manzarası:)Görsel

Mac Gençliği olmuşuz, haberimiz yok:) Neyse ki bu vesileyle şarj aleti problemi çekmedik..Görsel

Dostum bu okula girebilmek ne kadar zor… Araştırmaya kütüphaneye giriyorum diyorsun, almıyorlar???!!!Görsel

GS Üni Bahçesinden Manzara..

Görsel

GS Üni Suna Kıraç Kütüphanesi..Çok güzel bir çalışma alanı ama Türkçe kaynak yok.. Fransız Ticaret Kanunu var boy boy, ararsan..Görsel

Bilgi’de “Erasmus Gözüyle İstanbul” sergisi.. Fikir süper, çekilen fotoğraflar süper..Takdir ettim.Görsel

Çengelköy’den manzara..Görsel

Bilgi Mayfest, gençliğim:(

Görsel

Ortaköy meydan her zamanki gibi cıvıl cıvıl…Görsel

Bilgi Dolapdere Köprü.. Burası her zaman çikolata kokar, her zaman çok keyifli muhabbetleri, halatların üzerinde yaylandığımız günleri, dersten kaçılan saatleri anımsatır bana.. Kar kış fark etmez, hınca hınç doludur her zaman.. Ama o gün bomboştu…Görsel

Kahvaltımıza ortak olan minik kuş 🙂 İlla ki sepetten yiyecek!

FNO!

Evet çok uzun bir ara verdim yazmaya biliyorum ve bunun tek bahanesi rehavet hali ile ağustos ayını tatil yaparak geçirmem oldu. Ama yazmak istediğim o kadar çok şey var ki!Özellikle gezdiğim gördüğüm yerleri, çektiğim fotoğrafları paylaşmayı çok istiyorum ama henüz işleri bir düzene oturtup da yazıları hazırlayabilmiş değilim. Bunun yanısıra işler bizde Eylül’le birlikte tam gaz başlıyor, ama önümüzdeki birkaç günün yoğunluğunu atlattım mı, artık tutmayın beni!
Kızkardeşimin de Bilgili olması neticesinde kayıt mayıt işleri için bir süreliğine İstanbul’a giden çekirdek ailemiz beni arkalarında boynu bükük bıraktı. Ben de durdum düşündüm, ben niye gitmiyorum len! Neticede işten fırsat bulabildiğim 2 günlüğüne hayatımın aşkı İstanbul’a kaçıyorum. Veee bunun minicik ufacık bir bahanesi de Vogue Fashion’s Night Out tabi ki!=)
Haftanın son iki gününü İstanbul, haftasonunu da toplantı için Ankara’da geçirecek olan bendeniz, özellikle FNO akşamı için bol bol fotoğraf çekecek. İnşallah döner dönmez de bomba gibi fişek gibi yazılar yazacak:)
Uçmaktan korktuğum ve şimdiden başlayan tedirginliğim de göz ardı edilmemeli elbette:/ Bana şans dileyin!
FNO Istanbul Videosu için;
https://www.facebook.com/video/video.php?v=147763465313997