Zaman

Zaman görecelidir derler. Evet, saniyelerin geçme süresi belli, dakikalarınki, saatlerin ve günlerin. Güneş saat kaçta doğacak, aylar öncesinden bilirsin, kaçta batacak, hangi hızla dönecek dünya.. Ama bilimin tıkandığı bir nokta var ki, o da senin”an”da hissettiklerin.17_d

Çok sıkıcı bir derstesindir, beş dakika kalmıştır bitmesine, saniyeleri sayarsın yine de bir asır gibi gelir. Bazı anlar sonsuza kadar sürsün istersin, mesela bir veda sarılması, kim bilir ne zaman hissedeceksin o sıcaklığı.. Uzun bir toplantıda saate bakmak ayıp olur diye yeri gelir ayaklarınla tempo tutarsın veya bir sınavdaysan son on dakika uyarısı ile sınav bitti uyarısını duyman arasında sanki bir saniye var gibidir. Tüm bu anlarda zamanın hızlı veya yavaşlığını bize yaşatan ise o ana dair hislerimizdir.

Herkes gibi ben de zamanın yavaşladığını veya hızlandığını gün içinde defalarca hissediyorum, bazı anlar kalbimin atış hızını artırıyor, salgılanan adrenalini hissediyorum kan hızlı hızlı pompalanırken, sanki beraberinde bir de damardan bir kilo acı vermişler gibi yakıyor işte öyle anlar. Bazen kafamdan geçen küçücük bir düşünce, aldığım bir koku, benzettiğim bir yüz öyle bir ana götürüyor ki, onu tekrar yaşıyor gibi oluyorum. Verdiği his sanki geçmiştekinin hayaleti gibi, orada ama saydam, dokunulmuyor, ancak içinden süzülebiliyorum.

Zaman, geriye dönüp baktığında çok hızlı geçiyor, bu blogu açtığımda 25 yaşındaymışım. Şimdi ise the big 3-0 içindeyim. 25 yaşım bir anneyi kaybettiğim yaş, kocaman bir sevgiyi, yerine koymaya çalıştıklarımın asla dolduramadığı, beni yüzüstü bıraktığı, yerden yere attığı bir yaş idi. Sonraki yıllarda kendimi bulmak için yollara düştüm. Beni mutlu edeni sorguladım, gittim, aradım, buldum. Geçen 5 senede çok adım atmışım, çok düşmüşüm ama ayağa kalkmışım. Çokça yalnız kalmışım ama bir o kadar da kalabalıkmışım. Nasıl da güzel sevdiğim o şehirde baharlar, yazlar, kışlar geçirmişim, ama aşk bu ya, acısını da vermiş elinde değil, yine kaçmışım dönmüşüm huzur aramaya denizin kenarına. Neyse ki bu sefer kendi isteğimle ve olabilecek en iyi şekilde.

Şimdi ise yeni bir sayfa açma peşindeyim. Yepyeni ve kocaman bir sınav var önümde. Bu senenin zorlu sene olduğu pin kodumda da çıkmıştı (İletişim için Emrah bey lütfen) Aslında bir sınavlar silsilesi.. Kendine verdiğin sözleri tutma sınavları, zaman yönetimi sınavları, yeterlilik sınavları.. Ancak öğrencilikte olduğu gibi son on dakika kaldı uyarısını duymadan bitirmem gereken, son on dakikada arkama sırtımı yaslamış, “ben bu işi başardım be” diyebileceğim sınavlar hepsi. Son dakikaları saymadan, hatıralar acıtmadan, “keşke şunu da yapsaydım” demeden geçilecek sınavlar, anı yaşadıkça güçlenecek güzelleşecek, sayfaları okuyup bitirdikçe kendini daha güçlü hissettirecek sınavlar.. Ben bu yaşımda kendimi kontrol etmeyi öğreneceğim. Mümkünse de bu sınavların hepsinden geçeceğim… Acele etmeden ama gecikmeden, tökezleyip düşmeden, hissedip tükenmeden. Öğreneceğim.

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s