İtalya-3 “Pompei”

 

Pompei, Vezüv’ün “yaktığı” şehir..

Turumuzun “ekstrası” olan Pompei’ye gitmeden önce hakkında birsürü şey okumuş, tüylerimi bolca ürpertmiş, korkunç manzaralara hazırlanmış bir şekilde bu şehre ayak basmaya hazırlanmıştım.

Neticede boru değil, 24 Ağustos 79 tarihinde Vezüv’ün lavları altında kalmış, öncesinde medeniyetin belki de altın çağını yaşadığı dev bir şehirken, 1700 yıl sonra yeniden ortaya çıkarılmış, sokakları, evleri, okulları, hamamları bile hala büyük çoğunluğuyla ayakta olan bir şehirden bahsediyorum.

 

En fakir ailenin dahi 70 kölesinin bulunduğu, erkeklerin gün ağırmasıyla çalışmaya, çocukların okula, kadınların ise kendini güzelliklerine verdiği bir şehirmiş Pompei. Çok eşlilik esasıyla, evlerde kadın ve erkeklerin yataklarının ayrı, her daim yeni bir sevgiliyi beklercesine kendilerine özen gösterdikleri, her sokakta hamam olan bir yer.. Ticaretin gelişmişliği, şehrin göbeğindeki dev pazar yerlerinden de açıkça görülebiliyor.

Pompei’nin ticaretin yanında bir diğer geçim kaynağının ise fuhuş olduğundan bahsediliyor. Hatta, şehre bu amaçla gelen yabancıların, genelevi kolaylıkla bulabilmeleri için yerlere ve duvarlara geneleve hangi sokaktan girileceğini gösteren erkek cinsel organı kabarmaları bile yapılmış, zira birçoğu hala taşların üzerinde.

 

 

Bir genelev duvarındaki resimler

Cinselliğin bu denli açık ve yoğun yaşandığı bir şehirde, tek eşlilik o dönemde tercih edilen bir yöntem değilmiş. Kadınlar ve erkekler evlenseler dahi birbirlerinden farklı kişilerle birarada olurmuş.

Çocukların eğitimi ise önemli bir konu olarak ele alınmış Pompei’de, zira çocuklar iyi bir eğitim alıyor, o dönem hem Latince, hem Yunanca hem de şu anki İtalyancaya benzeyen konuşma dillerini öğreniyorlarmış. Ayrıca, kendi yasalarından maddelerin öğrenilmesi ve “hak” kavramının kitaptan sokağa inmesi amacıyla şehirde özgürlüğün ve yasaların duvarlara dahi kazınmış olduğunu gördük. Pompei, döneminde ticaretin, hukukun zirvesindeymiş anlayacağınız.

Peki ne oldu da bu şehir tarihe gömüldü? Teolojik olarak bunu açıklamak çok basit, zaten birçok kaynak da bu rahat, çok eşli, fuhuşun yaygın olduğu hayatı “Tanrının cezalandırdığı” yönünde fikir beyan etmiş. Yine katolik kaynaklarda, putperest olan Pompeililerin bu nedenlerden ve Hz.İsa öldürüldükten sonra dahi hala çok tanrılı dine inanmalarından ötürü cezalandırıldıkları dikkati çekiyor. Bilimsel olarak bakıldığında ise, şehre yaklaşık 10 km uzaklıktaki Vezüv’ün bugün de aktif (İtalyancada “sönmeyen” anlamına geldiğini belirtelim) bir yanardağı olduğunu gözden kaçırmamak gerek. 3 gün içerisinde şehri küle boğması, solunan zehirli gazlar, havadan yağan kül ve toz yağmuru ile bu mümkün. Rehberimiz, birçok kişinin deniz yolu ile kaçmayı başardığını, ancak özellikle yağmacıların geride kalan eşyaları toplayabilmek için kaldıkları esnada mahsur kaldıklarını söylemişti.

Taşlaşmış insanlar ilk bulunduklarında, aslında doğru şekilde ifade etmek gerekirse şehrin yeniden keşfedilmesi esnasında yapılan kazı çalışmalarında kalıp halindeki bedenlere değen kazı makinaları durdurulmuş, içinde elbette ki organlardan ve etten eser kalmamış bedenlerin içine sıvı halde alçı veya benzeri madde doldurulmuş ve bugün bu şekilde sergilenmesi sağlanmış. Dökülen sıvı madde, vücudun aynen şeklini aldığından, kıvrımları, üzerindeki giysi ve takıları bile seçilebilir halde. Bu nedenle görüntü, tahmin ettiğinizden çok daha gerçek, çok daha etkileyici.

Sadece taşlaşmış insanlar veya heykeller için değil, gerçekten tarihi görebilmek için, kül tabakasından kurtulduğunda hala ayakta kalmış dev bir şehri gezebilmek için, yeri gelip de “gözlerine inanamamak için” kesinlikle buraya gelinmeli derim.

Aynı gün Napoli’yi de gezdik ama siesta saati olması nedeniyle her yer ama her yer kapalıydı Napoli’de. Onca saat güneşin bağrında bir antik kenti arşınladıktan sonra güzel bir yemek ve kahve molası olacağını düşündüm, ama benim için hüsran oldu.. “Ama sen de Napoli’nin şurasını şurasını gezmemişsin ki!” diyerek beni kınarsanız, bir sonraki seyahati Ağustos’ta ve öğlen sıcağında yapmamak koşuluyla size katılabilirim.

 

Reklamlar

Hope

Hayatinda seni mutlu eden ve daha cok mutlu edecegine inandiklarini bir araya getirmek istediginde, hepsini toplayip kendi kalende saklayarak, resim albumleri yapip her gun onlara bakarak umutlanirsin..
Bir gun Paris’i, New York’u, dunyanin geri kalanini gorebilme hayalimi; cok sevdigim ama aylardir ihmal ettigim bisikletimi ve kedimi; fit olma istegiyle yanip tutusan vucudumu; yeni kestirdigim kisa saçlarımla filizlenen dostlugumu bir fotograf karesine doldurdum; her gun bakacagim bilgisayar ekranima koydum; her gun yeni bir umutla mutlu olabilecegimi umdum..

20120902-003353.jpg