Break

Uzun, upuzuun bir aradan sonra yine blogum, yine canım blogum diyerekten geldim:)

Şu anda İstanbul’da havaalanındayım ve uçak korkusuyla bir hafta içinde üç farklı havaalanı ziyaret ederek, türümün tek örneği olduğumu düşünüyorum:)

Kısa bir süre önce kendime bir tatil vermek istedim ve bunun için yollara, vize almaya düştüm. Şükür, şanslıyım, vizem geldi, birkaç gün de arkadaşlarımı göreyim dedim. Görsel
İzmir’de Küçükpark’ta Bisquitte diye bir mekan keşfettik, çok ama çok sempatik bir yer. Kesinlikle denenmeli, fiyatları çok uygun. Gerçi birkaç ay sonra tam karşısına arkadaşlarım Co diye bir mekan açıyorlar, orası açılınca başka yere gitmeyin, Co’ya gidin 🙂 

Görsel

İstanbul’a gidip de Taksimi, Boğaz’ı görmeden OLMAAZ 🙂 Her ne kadar çılgın trafikte saatler geçirmiş olsam da, bu şehre her geldiğimde hiç gitmemiş gibi hissediyorum. Çok garip, sanki burası benim evimmiş ve ben sadece uzuun süre için evimden uzaklaşmışım ve geri dönmüşüm gibi. Şimdi havalimanında otururken de bu hissi anlamlandırmaya çalışıyorum, gerçekten İstanbul’da bir süre bile olsa yaşayan kişileri içine çekmesi, kendini bu kadar sevdirmesi dünyada acaba başka kaç şehirde olan bir özellik?

Yakında görüşmek üzere, wish me a safe flight home:)

 

Reklamlar