İsviçre Notları-2

Uzun zamandır İsviçre gezimin devamını yazmak istiyordum ama döner dönmez o kadar çok koşuşturmaca içine girdim ki, bir türlü vakit bulup yazamadım. Zaten öylesine, basit bir yazı olsun da istemiyorum, fotoğrafları tek tek seçip düzenleyip, gitmek isteyenlere tavsiyeler niteliğinde bir yazı olsun istiyordum,  o yüzden aksadı ama şimdi burada karşınızdayım 🙂

Bir önceki postta bahsetmiştim, ben gitmeden önceki hafta Bern’de ve bütün İsviçre genelinde hava 20’li derecelerde iken benim gittiğim gün itibariyle soğudu, soğudu, ve dönmeden 2 gün önce kar bile yağdı! O nedenle fotoğraflarda çoğunlukla bulutlu hava göreceksiniz, ama bu İsviçre’nin güzelliğini engellemiyor zira bu ülkeyi güzel yapan şey sarıdan çok yeşil bence 🙂

Üçüncü gün, -aslında gezmeye başlamamın ikinci günü- yanında kaldığım arkadaşımın tavsiyesiyle Interlaken bölgesine gittim. Interlaken, (Göller arasında anlamına geliyor, gerçekten de yukarıdaki haritada da görebilirsiniz, ülkenin tam göbeğindeki iki gölün arasında) aslında Sapanca gibi bir yer. Küçük küçük evler, oteller, süper sessiz, huzur arayanların mekanı. Bol bol Asyalı turistle karşılaştım. Bir doğa fotoğrafçısı için cennet niteliğinde. Benim için ise ne yazık ki fazla sessizdi, ben daha çok metropol insanı olduğumu anladım bu geziyle birlikte. Ayrıca Paskalya nedeniyle dükkanların yine kapalı olması hayal kırıklığıydı.

 

Interlaken’den sonra ne yapabilirim, ne yapabilirim diye düşünedururken, Luzern trenine az buçuk bir vakit kaldığını gördüm. Tren, yaklaşık 2 saatlik bir yolculuk yapacaktı ve anladığım kadarıyla göller bölgesinden, en manzaralı yerlerinden ilerleyip dağ tepe aşarak, yine başka bir güzel (ve BÜYÜK) şehir olan Luzern’e varacaktı.Hooplayıp bindim.

Ve hayatımdaki (Boğaz manzarası ayrı bir kategori, onu saymıyorum) en güzel manzarayı izledim, abartmıyorum!

Geçtiği yerler, rotası, o kadar güzeldi ki, tek yapmam gereken müziğimi dinleyerek dışarıyı izlemekti.

Tren yavaş yavaş taa o tepelerinde karların göründüğü dağlara kadar çıktı, sonra tekrar aşağıya indi, sonra bir daha bir daha.. 2 saatin nasıl geçtiğini anlamamışım- demek isterdim, ama diyemiyorum çünkü Paskalya tatilinden önceki son akşam olduğu için, durduğumuz duraklardan birinde, ki orası askeri üsmüş, 10-15 tane genç asker çocuk bindiler ve tüm boş koltukları doldurdular(benim yanım, karşım, çaprazımdaki koltuklar da bunlara dahil). Trenin içinde sessizlik namına hiçbir şey kalmadı. Ellerinde kasa kasa biralar, sanki askerlik orada zorunluymuş gibi askerliğe lanet eden şarkılar, bağırış çığırış eşliğinde geçirdiğimiz bir buçuk saat yüzünden hayatımın en güzel yolculuğu rezil oldu.

 

Tren, 2 saatlik gürültülü yolculuğumun sonunda Luzern’e vardı, ben de koşarak indim, akşam geç olmadan Luzern’de de bol bol gezebileyim diye:)

Tren istasyonundan inip sola doğru yürüdüğünüzde sizi bu eski, tarihi Chapelle köprüsü karşılıyor ilk önce. Reuss Nehri üzerine 1333 yılında yapılmış bu köprü ve içerisinde tam 100 adet yağlıboya resim var.

Her birini tek tek inceleyerek, yavaş yavaş yürüdüm bu sempatik köprüden, her yer fotoğraf çeken Capon turistlerle doluydu gene:)

Karşıya geçtiğimde ise, ara sokaklardan ilerleyerek, aslında nereye gittiğimi de tam olarak bilmeden yürüdüm. Her sokakta, her bina ayrı bir sanat eseriydi.

 



Luzern’de de herkes bir telaş, evine ailesine yetişmeye çalışıyordu bayramda bir arada olabilmek için.. Dükkanlar kapanıyor, adımlar hızlanıyor.. Ben ise tek başıma, zaman durmuşçasına yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm..

Kendimi de bir mağazanın vitrininden çektim, bakın ben de burdayım diyebilmek için:)

Sonra elbette zaman doldu, eve dönme vakti geldi, ben de uygun adım marş, ikinci tarihi köprüden geri dönerek yürüdüm istasyona.

 

Ağaçlardan ötürü, bina yemyeşil gibi görünüyor, çok beğendim!

Ve dönüş yolu:(

Bir fırsatım daha olsa, sadece Luzern’de birkaç gün geçirip, özellikle müzelerini, tek tek binalarını gezmeyi çok isterdim çünkü bu şehir bana gerçek bir sanat şehri gibi geldi! Çok ama çok keyifli olacağına eminim:)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s