23 Nisan

Bu 23 Nisanı, geçtiğimiz sene olduğu gibi yine onlarla kutladık. Üniversitemizin tıp fakültesinde yatan çocuk hastalarla..

Kimisi kanser, kimisi şeker hastası.. Kiminin böbrek yetmezliği var. Kiminin hastalığını ömründe duyan insan sayısı bir elin parmağını geçmez. Ama tek gerçek, onların klişe bir ifadeyle sokakta koşup terleyecekleri, doya doya dondurma yiyecekleri bir yaşta hastanede yatıyor, tedavi görüyor, belki de ayağa bile kalkamıyor olmaları..

Biz de onlarla birkaç saat bile olsa birlikte olmak, yüzlerini güldürebilmek için oradaydık. Çok duygulandık, ama hüznümüzü kahkahalarımızın ardına sakladık, bugün olsun en azından herşey normalmiş gibi hissettirebilmek için..

Bu projede çalıştıkları, destek verdikleri için canım kulübüm Antalya Rotaract Kulübü’ne yürekten teşekkür ederim. Unutmadığınız, unutturmadığınız, duyarlı olarak fark yarattığınız, insanlığı gerçekten güçle kucakladığınız için..

 

O.

İsviçre Notları-1

En son 2009 yılında Polonya’ya Erasmus öğrencisi olarak gittiğimden beri yurtdışına ayak basmamıştım, taa ki kafama tak edip İsviçre’ye gitme kararı alana dek.

Bunun sebebi çoğunlukla ekonomik. Mezun olduk, staj sonra iş derken yaşam koşuşturmacası içinde ancak ülke içinde yakın yerlere gitmek mümkün oldu, gerçi bu yıl kulüp vesilesiyle bol bol gezdik evet ama içimde yepyeni yerler görme heyecanım bir türlü sönmedi, sönemedi, o nedenle ben de çok yakın bir arkadaşımın daveti üzerine, Paskalya’da soluğu Bern’de aldım:)

Uçaktan alpler, üzerine kremşanti dökülmüş cupcake gibi görünüyordu:) Zaten İsviçre’de kaldığım süre boyunca tükettiğim tatlının, çikolatanın haddi hesabı yok:)

Sunexpress’in Antalya – Basel direkt uçuşuyla bir sürü in bin yapmaktan kurtuldum hemi de baya uygun bir fiyata aldım biletimi. Anadolu’dan Avrupa’ya artık bir sürü uçuş var, İstanbul aktarması yapmaya gerek kalmadı.

Basel EuroAirport, gerçekten de adına yakışır tam bir Avrupa Havalimanı. Şehir, Almanya, Fransa ve İsviçre’ nin sınırında kaldığı için havalimanından üç ülkeye de çıkış yapılıyor.

Havalimanı, Basel şehir merkezine otobüsle yaklaşık 10 dakika mesafede. Havalimanı önünden yaklaşık 5 dakikada bir Basel Tren İstasyonuna (Basel SBB) sefer var. Biletler 4 CHF ve otobüsün önündeki otomatlardan Euro ile de satın alınabiliyor. Bu arada, bildiğiniz gibi İsviçre AB üyesi değil o nedenle para birimi de Euro değil, Frank. 1 frank yaklaşık 2 TL. Ülke oldukça pahalı, asgari ücretin 3500 CHF (7000 TL) olduğunu duyduğumda dudaklarım uçukladı. Ama giderleri de bir o kadar var yani o kadar para kazanıyorlar ama cebe atıyorlar, herkes zengin, diyemeyeceğim.

Bu fotoğraf da işte Basel Tren İstasyonunu görüyorsunuz:) Ben, ülkenin başkenti olan Bern’e gideceğim için buradan trene bindim. Gitmeden önce, Gençtur’dan İsviçre içinde geçerli One Country Pass – Switzerland Pass almıştım 98 € ödeyerek. Bunu yazmamın sebebi ise şu. Bu ülkede her şey olduğu gibi seyahat de çok pahalı. Örneğin 1 saatlik Basel – Bern tren yolculuğu 2. sınıf ücreti 77 TL. O nedenle tavsiyem eğer ülke içinde gezecek vaktiniz varsa mutlaka ve mutlaka İnterrail bileti alıp öyle gitmeniz. Çünkü İnterrail bileti ile belirlediğiniz günlerde İsviçre’deki her trene binebiliyorsunuz ( Über Hızlı Trenler Hariç:) Her bindiğiniz vasıtaya para verecek olsanız masrafınız inanılmaz olur. Aynı Swiss Pass’i İsviçre’ye gidip ordan almak isterseniz fiyat 218 €. O nedenle mutleka ama mutlekaa burdan alınmalı, gidilmeli, bu yemyeşil küçücük ve süper düzenli ülke karış karış gezilmeli.

Bern’e yaklaşık bir saat sonra vardım, arkadaşımla buluştuk, biraz uyudum, dinlendim. Sabah 06.15 uçağına bindiğim için gece hiç uyuyamamıştım ve ilk günü bu nedenle dinlenerek geçirdim, zaten ayakta duracak halim yoktu.:/

İkinci gün, biraz daha soğumuş ve bulutlu bir hava karşıladı beni, napsam nereye gitsem dedim, sonra bir baktım önümden bir tren geçiyor, son durağı Neuchatel. Hadi kızım dedim, atla. Ve bindim. Ve çok ama çok sevimli bir şehre gittim.

Neuchatel aynı zamanda bir kanton. İsviçre Federal bir devlet ve federe devletlerine kanton deniyor. Her kantonun kendi yasaları, kendi düzeni var. Örneğin Neuchatel kantonu, Türk Medeni Kanunu’nun alındığı yer. Öyle de bir önemli biz hukukçular için:)

Neuchatel’de, müzeyi ve muhteşem manzaralı sahil yolunu, pembe şemsiyemle yağmur altında gezdikten sonra, şehir merkezine doğru yürüdüm ve karşıma şu sevimli mi sevimli dükkan çıktı.

Sıradan bir hediyelik eşya dükkanı gibi görünse de, o kadar sempatikti ki içindeki herşey, minicik dükkanda bir saate yakın vakit geçirdim. Orjinal şeyler arayanlara tavsiye ederim.

Neuchatel’den birkaç sokak fotoğrafı ile İsviçre yazı dizimin ilkinin sonuna geliyorum sevgili dostlarım. Umarım fotoğraflarımla içinizdeki gezgini biraz olsun oturduğunuz koltuktan uzaklara kaçırabilmişimdir 🙂