Güle Güle 2011!

Evet, bu bir gelenektir ve eski yılın son günü, nitelik itibariyle bir sonrakinden farklı olmasa da kutlanır ve yeni yıla yepyeni umutlarla başlanır.

Ben kişisel olarak yeni yıl kutlamalarından pek hazzetmem. Beni eğlendiren, sevdiğim insanlarla beraber keyifli bir zaman dilimi geçirebilmek. Bu sene, sağolsunlar hocalarımız yeni yılın ilk pazartesisine ödev teslim deadline’ı ve ilk haftasına da sınav koymuşlar. Allah razı olsun, diyorum başka da birşey diyemiyorum.O yüzden bu yazıyı yazmadan evvel ve yazdıktan sonra biliniz ki tek yaptığım, ders çalışmak olacaktır. Ah ne şukela!

2012, benim için uzaktan bakılınca hep korkutucu bir yıl olmuştur. Herşeyden önce Maya takvimine göre dünyanın sonuymuş! O tarih yaklaşana dek, “ah şu kadar vaktim kaldı, bu kadar vaktim kaldı!” diye düşünüyordum. Sonra baktım ki her an herşey olabiliyor, herkesin olduğu gibi benim de bu dünyadan göçüp gideceğim günü ve saati bilebilmem mümkün

 

değil. O yüzden oluruna bırakmaya çalışıyorum, biraz da başardım gibi. İnşallah o zamana kadar hayal ettiğim şeylerin en azından çoğunu gerçekleştirmiş ve mutlu yaşamış bir insan olurum.

2012 ile ilgili ufak bir wishlist yaptım.

1- Sağlıklı yaşam

Sanırım bu çok popüler bir aktivite. Spor salonlarının kayıt defterleri ve üye sayıları o kadar fazla ki! Ama bir o kadar boşlar. Benim de vakt-i zamanında bol bol kayıt olup gitmemişliğim vardır. Hatta şu an dahi çok hoş bir salon ve SPA üyeliğim var hem de Ekim’e kadar. Hep bir bahane buluyorum gitmemek için ama bu sene gerek kilo vermek gerekse bir takım sağlık problemlerimi ilerlemeden çözmek için daha düzenli olarak gitmek istiyorum.Tembel olmamak, üşenmemek istiyorum ve mümkünse yaza kadar hedeflediğim sayıya ulaşmak istiyorum.

 

2- Tez zamanda tezimi bitirmek

Evet şu anda her ne kadar ders aşamasında olsam da Haziran’da bütün derslerimi tamamlamayı ve tez aşamasına geçmeyi diliyorum. Tezimi de tembellik edip 2013’e bırakmadan seneye bu zamanlar tamamlamaya yakın bir hale gelirsem, bir an önce doktoraya başlayıp, akademik hayata çılgın adımlar atabilirim.Zira etrafımdaki dostlardan gördüğüm kadarıyla, dersleri tamamladıktan sonra herkese bir rehavet çöküyor. O nedenle, az zamanda çok iş yapmalı, çalışmalı derim dostlar.

3- Doğru iletişim, yeterli sosyallik

Hayatımın son zamanlarında fazlasıyla sosyal olup birçok sorumluluğumu gözden kaçırmış olabilirim evet. Ama bu sonsuza kadar böyle gitmeyecek, ki beni çok yorduğu kesin. Biraz daha kendime dönüp ne istediğimi net çizgilerle belirlemek ve o yönde adımlar atmak istiyorum. Beni yoran, enerjimi çalan, mutsuz eden şeyleri hayatımdan çıkarmak, uzaklaştırmak ve yalnızca olumlu düşünceye odaklanmak istiyorum.

4- Daha çok yaz, daha çok gez

Eğitiminde Erasmus geçmişi olan her genç gibi ben de, Avrupayı tekrar turlamak istiyorum. Hala gidemediğim Paris’i, Londra’yı, Roma’yı görmek istiyorum. Asya’da, Japonya’da pek gözüm yok, pek bana göre değil. Uygun bilet kollayıp, para biriktirip bol bol fotoğraf çekeceğim keyifli geziler yapmak istiyorum. Ve bu gezileri yazmak, blogumu doldurmak istiyorum:)

5-Para, para, para!

“Çok kazanamasan da, az harca” esasına dayalı yeni bir ekonomik sistem geliştirmek istiyorum.

 

Yaşadığım her günün kıymetini bilerek, tadında yaşamak ve sevdiklerimle olmak istiyorum.

Umarım herkesin, ama herkesin dilekleri yeni yılla beraber gerçek olur. Ama tüm bu dilekler, çalışmadan kendiliğinden olacak şeyler değil, en azından benimkiler. O yüzden yorulmadan, pes etmeden hayallere odaklanarak yaşamamız lazım.

 

Bugün hepiniz çok çok eğlenin, kahkahalar kucaklaşmalar birbirine karışsın.

Yepyeni yıl, hepimize güzel günlerle, yeni umutlarla gelsin!

O.

 

Görsel, http://jahanc.wordpress.com’dan alınmıştır.

Reklamlar

Zara Yeşili

Zara’nın web sitesinde gördüğüm yeşil ve haki tonundaki bu elbiseler o kadar güzeller ki, bundan sonra yeşilin adı değişip “Zara Yeşili” olacak gibi. Elbiseleri görünce siz de bana hak vereceksinizdir eminim.:)

Yılbaşına çok çok az bir zaman kaldı, yılbaşı dönemlerini çoook severim ama bu sene İstanbul’dan uzak olmam nedeniyle, o sokak süslemelerini, Nişantaşı’ndaki ışıkların altından evime yürümeyi çok özlüyorum.. Siz eğer oralardaysanız, benim yerime de havasını koklayın lütfen 🙂

Görseller, Zara.com’dan alınmıştır.

Mardin Kapı Şen Olur!

Uzun süre olmuş, yazamamışım. Gerçi çok geçerli bahanelerim var ama blogumu çok da özledim, yazmayı özledim; ama insaf edin bana uyumayı da çok özledim :/

Son zamanlarda ödevler, iş temposu, kulüp projeleri derken ciddi anlamda yoğun bir dönem geçirdim ve yoğun dönemin hemen ardından da taa yazın biletini aldığımız, dört gözle beklediğimiz Anadolu Buluşması için Diyarbakır’a gittik. Diyarbakır Rotaract Kulübümüzün inanılmaz ev sahipliği, yöresel yemekler, sıcacık sohbetler ve bol bol künefeyle harika bir haftasonu geçirdik. Dinlenmek için dönmek güzel ama zaten yılda birkaç kere görebildiğimiz arkadaşları arkada bırakmak da çok üzücüydü.

Cuma akşamı Antalya ekibi olarak Diyarbakır’a vardık, ardından ciğer ve künefe, sonrasında yoğun bir program için cumba yatak!

 

Cumartesi Tarihi Hasanpaşa Hanı’nda, daha önce yemediğimiz ve tahminen yiyemeyeceğimiz envai çeşit kahvaltılık, peynir, zeytin, domates, bal, kaymak (ah o kaymakların biri gitti biri geldi) 🙂

 

Ardından Suriçi gezisi, Bakırcılar, fotoğraf makinamı götüremediğim için çok pişman olduğum kiliseler, Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi, Menengiç Kahvesi, Sıcak Şarap. Akşamına Eyvan Gecesi. Eyvan gecesi, bayanların da katıldığı Sıra gecesiymiş, bunu da öğrenmiş olduk. Çok çok keyifli vakit geçirdik.

Ertesi gün Mardin’i gezdik. Çok yeni keşfedilen Dara’yı, köyde bize tarihi anlatan sevimli çocukları hiç unutmayacağım. Baba tarafından doğulu biri olarak sanki daha bir samimi, daha bir içten geliyor bana.

Akşama ise, Diyarbakır’a dönüş, ardından da Antalya uçağı, uçaktan korktuğum için bana yine gergin bir 1.5 saat ve ev.

Hiç unutamayacağım, çok samimi çok tatlı bir gezi oldu.

Fotoğrafları arkadaşlardan aldıkça postu güncelleyeceğim.

Herkese mutlu haftalar dilerim!