Yeni ciciler

 Fark ettim ki bu sezon pek mağaza gezememişim, raflara askılara pek bakamamışım. Ama yine de her sene olduğu gibi zevkim yine değişmiş, önceden “tam benlik” dediğim pek çok şeyi beğenmedim, beğenemedim. Özellikle ayakkabı konusunda çok titizleştim, son zamanlarda uygun fiyatlı diye aldığım ve ayağımı vuran, sağlığını bozan ayakkabılardan sonra pek çok ayakkabıyı beğenmez oldum. Eskiden vitrinlerin önünden zorla çekiştirirlerdi beni:) Zaten bi elektronik, bi de ayakkabı mağazalarını gezmek dışında alışverişe çok da fazla vakit ayırmayan, “bu oldu mu tamam alıyorum” diye doğruca kasaya yönelen bir insanım. Yine de 2011 yazına dair yazlık pek parçam yok, daha çok renkli blazerler aldım ama malumunuz burada hava ekim-kasıma kadar blazer giydirecek kadar soğumuyor. O yüzden yeni cicilerim dolap beklerken, ben de onları giymek için sonbaharı bekliyorum.

Bu ayakkabıları, tükenme ihtimaline karşılık indirime girmesini beklemeden, dün gidip Zara’dan aldım. Gerçekten hem çok rahat, hem de tam yazlık! Bu yaz satın almaktan en memnun olduğum parça. Bu arada fotoğrafı çekmeye çalışırken odaya bir arı girdi ve koluma kondu. Fotoğrafa o kadar odaklanmışım ki, biraz geç fark ettim ve ani bir hareketle sıyrıldım, ucuz kurtuldum. Tabi ki her şey ayakkabı aşkına:) Ayakkabıyla birlikte bir de şu elbiseyi aldım ama fotoğraf çekmeye uygun bir ortamda bulunmadığım için çekemedim, o nedenle orjinalini ekleyeyim.

Source: http://www.zara.com

t-Box style

 

 

T-Box Boyfriend Shirt – Ona aldım ama geri vermeyi düşündüğüm söylenemez:)

Küpeler ise o kadar sevimli ki,kıyafetime uymuş mu uymamış mı hiç umrumda değil:)

T-Box’ta o kadar güzel parçalar var ki, özellikle erkek bölümüne hayran kaldım, ama bu aralar çıkmayı düşündüğüm tatil için para

biriktirmekte olduğumdan kendimi tuttum.  Fiyatlar zaten çok uygun, gerçekten hayran oldum diyebilirim!

Haftanın ilk iş günü, çok yoğun değil ama önümüzdeki günlerde

 

fazlasıyla yoğunlaşacağım. Ayrıca bu kendi giyimimden birşeyler paylaştığım ilk post:) Umarım hoşunuza gitmiştir.

 

Pantolonu çok göremiyorsunuz ama kendisi Mango ve aynısının 3 ayrı renginden aldığımı söyleyerek pantolona da ne kadar aşık olduğumu buradan ifade edebilirim:) Keten ve yaz için ideal, hele benim gibi ciddi bir işte çalışıp aynı zamanda yaz aylarında kavrulan bir şehirde yaşıyorsanız.

Umarım önümüzdeki günlerde de kendi giyimimden daha iyi çekimleri sizlerle paylaşabilirim. Bence bunun en iyi yanı, ileride her şeyde olduğu gibi zevkimiz ve moda tanrıçalarının buyrukları da değiştiğinde “vay be neler giymişim, nasıl görünüyormuşum” diyebilmek 🙂 Bir nevi fotoğraflı günlük tutmak.

Sevgiyle!

O.

Curves

Ebet dostlar, denedim gordum ve zaman kaybetmeden sizlerle paylasiyorum.
Curves de toplam 8 spor aleti ve her birinin yaninda 8 dinlenme tahtasi var. Bu aletler vucudun her bolgesini calistirmaya yonelik, agirlik kullanilmadan yapilmis hidrolik basincla calisan aletler. Her birindeki egzersizi dogru yaparsaniz gercekten kaslarinizin calistigini hissediyorsunuz, oyle ki dinlenme tahtasina gectiginizde nefes nefese kalmis oluyorsunuz.
Sadece bayanlara ozel bir program olmasini basta biraz yadirgamistim, ama sonra kesinlikle hak verdim cunku burada erkeklerin isine yarayacak hicbir sey yok!(egzersiz yapan bayanlar disinda:))yani kas gelistirmeye yonelik olmaktan ote, direk sıkılasmaya yonelik bir program.
Sanirim denemekte fayda var:) zaten olcumlerim de yapildi, bir ay sonra gorecegiz.
Sevgiyle kalin a dostlar! Bu bünye, ayni gunde 2 post ve sporunu tamamlamis olmanin verdigi gururla okeye kaçar:)

O.

Yorgun Bünye Postu

Son zamanlardaki haftasonu organizasyonlarının birbirini izlemesinden ötürü, dinlenme fırsatım olmadı. Hafta içi zaten ofiste gelen giden çok, yoğun geçiyor; akşamları erken yatmama rağmen bir türlü dinlenemedim. Haftasonları da önce Kaş, sonra İstanbul, ardından Olimpos, sonrasında Alanya’daki Rotaract Konferansımızın ev sahibi kulüplerinden olup yaklaşık 300 kişinin transferiyle ilgilenmem nedeniyle gerçekten ayaklarımı uzatıp, kitabımı okuyup evin tozuna bile dertlenecek zamanım olmadı. Evin tozu derken bu noktayı atlamak istemiyorum çünkü ev artık benim yapabileceğimden çıktı, eve ciddi bir yardımcı eli değme vakti geldi. Poff.

Tüm bu koşuşturmaca arasında hayatıma giren en güzel şey, sevgilimin bana süpriz yapıp, o bayıldığım muhteşem kokuyu satın alması oldu: Love, Chloé!

Yıllardır kullandığım Burberry London’a ihanet etmek istemiyordum ama her gidiş gelişimde o kadar baştan çıkıyordum ki bu kokuyla, o da sanırım şehla bakışlarıma dayanamamış olacak, ertesi gün bir Douglas paketiyle bana süpriz yaptı. SSÖ!

  Bu noktada kendisine kocaman öpücükler :**

Ne zamandır göbek büyütmekten usandığım için, Groupon’da bulduğum Curves programına üye oldum. ABD’den başlayıp zincir halinde dünyaya yayılan, yalnızca kadınlara özgü bir spor programı olan Curves, yarım saatte 1.5 saatlik program etkisi yaratıyor ve özel aletlerle çalışıyorsunuz. Bugün ilk defa gideceğim için ben de yalnızca internette okuduklarım ve insanlardan duyduklarım kadarını aktarabiliyorum ancak. O yüzden deneyelim ve görelim diyorum, hemen sizlerle paylaşacağım deneyimlerimi:) Ama duyduğum kadarıyla 2-3 ayda ciddi incelme sağlıyormuş; özellikle 3-4 kilo değil daha çok fazlalığı olan bayanlarda etkisi daha çabuk görülüyormuş.

Yaz geldi ama sağlıklı yaşam ve spor çabalarımıza dur demek yok! Mümkün oldukça beyleri de dahil edelim, ne kadar of puf yapsalar da!:)

Ben gitsem de sizi harika bir fotoğrafçıyla tanıştırmak istiyorum:Burcu Çalışkan. FF’deki feedlerinden ve az zamanda inceleyebildiğim portfolio niteliğindeki blogundan gördüğüm kadarıyla o harika bir düğün & doğum fotoğrafçısı! Ayrıca BÖ!2010’da blogu, en iyi hobi blogları kategorisinde üçüncü olmuş! Kendisini tebrik ediyorum ve başarılarının devamını diliyorum.

Sevgili Burcu, eğer bu postumu okuyor ve gülümsüyorsan, benim de düğünümü fotoğraflamayı peşinen kabul ediyorsun demektir!:) İnşallah o dönemde beraber güzel bir iş çıkarabiliriz. Tabii daha çoook vakit var.

TIK TIK! : http://hayatiminrenkleri.blogspot.com

Burberry A/W

Burberry’nin aksesuarlarına, kokularına, trençkotlarına karşı sonsuz bir zaafım olduğunu söylemiş miydim size daha önce?

 

Ve karşınızda Sonbahar – Kış koleksiyonundan miniminnacık bir parça, hem de Muse eşliğinde:)
Daha güzeli olabilir miydi?